Year:2022   Issue: 27   Area: Mimarlık

  1. Home
  2. Article List
  3. ID: 631

INTEGRATION OF BIO METHODOLOGIES IN ARCHITECTURAL DESIGN: A NEOPLASMIC SPATIAL EXPERIMENT

Deniz Gizem MANAVOĞLU ORCID Icon,Levent ARIDAĞ ORCID Icon

Since the early ages, nature has been an inspiration for humanity and imitation of the nature also appears in architecture. Biology and technology are used to understand nature and with the developments in these fields; architecture is greatly affected along with others. Advances in genetics along with the digital design technology, offers new possibilities to designers for the creation process in architecture. This study explores parallelism with architectural design by exploring existing biological material and observing its dynamic structures. It is aimed to blur the boundaries between the natural and the artificial, and to think of architecture in a wider ecology. In this article, the concepts of biodigital architecture were discussed. The interaction between biology and architecture was read by experimentation on fungi. As a result, the structure that’s been observed was transferred to the digital environment and used as a methodological data to incorporate biology into architectural design. The conclusion reached within the scope of the research is that hybridized structures with biological materials will become widespread in the future. The connection between the living and the artificial lays the groundwork for semi-living architecture. With advanced technologies, the design material would have unique qualities and it may be possible for the structures to grow and build itself.

Keywords: Biodigital Architecture, Time-Based Architecture, Post-Parametric, Generative Systems, Semi-Living Architecture, Hybrid Spaces

Doi: 10.17365/TMD.2022.TURKEY.27.05


BİYO-METODOLOJİLERİN MİMARİ TASARIMA ENTEGRASYONU: BİR NEOPLAZMİK MEKAN DENEYİ

Doğa, ilk çağlardan bu yana insanlık için büyük bir ilham kaynağı olmuştur ve doğayı taklit mimarlıkta da karşımıza çıkar. Doğayı anlamak için kullandığımız biyoloji ve teknolojideki ilerlemeler mimarlık başta olmak üzere diğer alanları da etkiler. Özellikle genetik alanındaki gelişmeler; dijital tasarım teknolojisiyle birlikte, mimarlığın yaratım süreçleriyle ilgili tasarımcılara yeni olanaklar sunar. Bu çalışma, mevcut biyolojik materyali keşfetmek ve dinamik yapılarını gözlemleyerek mimari tasarımla paralelliği araştırır. Doğal ve yapay arasındaki sınırların bulanıklaştırılması ve mimarlığın daha geniş bir ekoloji içinde düşünülmesi amaçlanmaktadır. Makalede, biyodijital mimarlık kavramları ele alınmıştır. Biyoloji ve mimarlık etkileşimi dijital ortamda bilgisayar üzerinden okunmuştur. Bunun ışığında, mikro ölçekte küf mantarı üzerinde yapılan çalışma dijital ortamda bir tasarım yöntemi olarak sunulmuştur. Mantarlarla yapılan deneyler sonucunda, gözlemlenen yapı dijital ortama aktarılmış ve biyolojiyi mimari tasarıma dahil etmek için metodolojik bir veri olarak kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuç, gelecekte biyolojik malzemelerle hibritleştirilmiş yapıların yaygınlaşacağıdır. Canlı ve yapay arasındaki bağlantı, yarı yaşayan mimarinin temelini oluşturur. İleri teknolojiler ile tasarım malzemesi benzersiz niteliklere sahip olacak ve yapıların kendi kendine büyüyüp inşa edilmesi mümkün olabilecektir.

Anahtar Kelimeler: Biyo-Dijital Mimarlık, Zamana Dayalı mimarlık, Postparametrik, Kendini Üreten Sistemler, Yarı Yaşayan Mimari, Hibrit Mekânlar

Doi: 10.17365/TMD.2022.TURKEY.27.05


56